Anatolia Resim Kursu Görsel Sanatlar Atölyesi ve Eğitim Derneği Anatolia Resim Kursu Görsel Sanatlar Atölyesi ve Eğitim Derneği

Fotoğrafın Tarihçesi

Fotoğraf sözcüğünü 1839’da ilk kez Fransız Kütüphaneci Sir John Herschel kullanmıştır. Herschel’in Latince “photo” (ışık) ve “Graphein” (yazmak, çizmek) sözcüklerini birleştirerek elde ettiği “ışıkla çizmek”  anlamındaki “photographe” kabul görerek tüm dünyaya yayılmıştır.
Arap kâşif Cebir İbn-i Hayyam’ın 8.yy’da gümüş nitratın karardığını keşfetmesi fotoğrafla ilgili bilinen en eski buluştur. İki yüz yıl sonra 1038’de optik biliminin kurucusu kabul edilen bir başka Arap bilgini El Hazen olarak anılan Hasan bin Hasan bin Heysem karanlık odadaki bir delikten giren ışın demetinin dışarıdaki nesnelerin görüntüsünü karşı duvara baş aşağı yansıttığını keşfetti.
1519’da ünlü İtalyan sanatçısı Leonardo Da Vinci, Alman ressam Albert Durer ve Camera Obscura (karanlık oda) olarak adlandırdıkları, bir yüzeyinin tam ortasında küçük bir delik bulunan her tarafı kapalı dörtgen bir kutu üzerinde çalışmalar yapmıştır. Camera obscura’nın, ayrıca Hollandalı ressam Jan Vermeer tarafından da kullanıldığı tespit edilmiştir. 1550’de ise Jerame Cardon, “Camera Obscura”daki deliğe bir cam parçası takarak yansıyan görüntünün daha da netleşmesini sağladı. Böylece ilk merceği bulmuş oldu.
1650’den sonra karanlık oda küçültülerek taşınabilir boyutlara getirildi. 1727’de Johan Henrich Schultz tebeşir ve gümüşü nitrik asitte eritip bu eriyikle sıvadığı kağıt üzerine bir kalıp koyup günlerce güneş ışığında bekleterek ilk görüntüyü elde etti ama bir süre sonra kararıp kaybolmasını engelleyemedi. İlerleyen yıllarda değişik odaklı mercekler yapılarak nesnelerin farklı boylarda görüntüleri elde edildi.
1800’de Schultz’un izinden giden Thomas Wedgwood ve Humpery Davy cam üzerine çizdikleri görüntüleri gümüş nitratla duyarlaştırılmış kâğıtlara bastılar. Fakat bunlar da mum ışığında görülüyor, gün ışığında ise kayboluyor.
1826’da Joseph Nicephore Niepce isimli Fransız araştırmacı ışıkta kararıp kaybolmayan ilk görüntüyü elde edince fotoğrafın mucidi olarak tarihe geçmiştir. Niepce, üzerine lavanta esansında erittiği gümüş bromürlü bir karışım sürdüğü cam levhayı, kendisinin geliştirdiği bir karanlık kutu (camera obscura) içerisine takarak evinin penceresinden bahçesini 8 saat pozlandırarak kalıcı görüntü elde etmeyi başarır kullandığı bu yönteme helyografi (güneşle yazmak) adını koyar. Niepce’nin bu fotoğrafı hala Teksas Üniversitesinde saklanmaktadır.
 
Resim 1: J. N. Niepce                      Resim 2: J. N. Niepce’in ve tarihin bilinen ilk fotoğrafı-1826
Fotoğrafın keşfi denilince Joseph Nicephore Niepce (1787 – 1833) ile beraber anılan diğer isim, Louis Jaques Monde Daguerre’dir. J. M. Daguerre, Niepce ile tanıştığı  dönemde ressam ve sahne gösterileri (diyaroma) yapan biri olarak tanınıyordu. Işık, Daguerre’in yaşamının büyük tutkusuydu. 1829 yılında yaptıkları ortaklık anlaşması sonrasında Niepce ile birlikte ışıktan kararan maddeler üzerinde çalışmaya girişti. 1833’te ortağı Niepce’nin ölümünde sonra devraldığı bilgi mirası çok iyi kullanan Jacques Monde Daguerre negatifsiz direkt pozitif çekmeyi başararak ilk kullanılabilir görüntüler elde etti. Geliştirdiği yönteme dagerreyotip adını verdi. Sodyum hipo sülfit kullanarak üçüncü banyoyu buldu. Sadece bir kopya çıkarabildiği çoğaltılamayan bu fotoğrafları 1839’da ilk kez halka gösterildi.  
Resim 3: J. Monde Daguerre          Resim 4: Daguerre’in çektiği ilk fotoğraflardan biri
Bu aşamadan sonra fotoğrafçılığın her alanında hızlı bir gelişme yaşanmıştır. Bunlardan bazılarını şu şekilde belirtebiliriz:
William Henry Fox Talbot (1800 – 18777) : Negatif filmler çekip üzerinde gerekli düzeltmeler ve ekler yaparak pozitif görüntüler elde etti. Fotoğrafta rötuş (düzeltme) tekniğini buldu. Negatifleri pozitife dönüştürmeyi başardı (1840). Böylece bir filmden birçok baskı yapılır hale geldi. Çağdaş fotoğrafçılığın temel köşe taşları, Niepce, Daguerre ve Talbot üçlüsü tarafından belirlenmiştir. Talbot, fotografik resmetme tekniğinin ortaya çıkış öyküsündeki son noktadır. O, geliştirdiği kalotip yöntemiyle, optik yolla görünen ya da yakalanan bir görüntüyü ışığa duyarlı bir yüzey üzerine negatif olarak kaydedip, bu kaydın sonsuz kez kopyalanabilmesinin kapısını aralayarak yeni bir dönemin öncüsü olmuştur.
Resim 5: W.H. Fox Talbot                         
Resim 6: Talbot tarafından1935’te kaydedilmiş ilk negatif görüntü. Aslı Londra’daki Bilim Müzesinde saklanmaktadır.
Resim 7
Resim 8
Resim 9
Resim 10
(Resim 7, 8, 9, 10 : W. Henry Fox Talbot’un Doğanın Kalemi  (1844 – 1846 The Pencil Of Nature) adlı kitapta yer alan örneklerden birkaçı. Kalotip yöntemiyle elde edilmiş negatiften klorür kaplı kağıda basılarak elde edilmiştir. Talbot’un bu kitabı fotoğraf makinesiyle üretilmiş olan fotoğrafların yer aldığı ve geniş bir kitleye yayılan ilk kitap olarak kabul edilir.)

Sir John Herschel (1792 – 1871) : W. H. Fox Talbot’un yakın dostu ve proje arkadaşı. Kütüphaneci olan Herschel’den önce fotoğraf sözcüğü bilinmiyordu. 1839’da ilk kez “Fotoğraf” sözcüğünü arkadaşı Talbot’un duyarlı kâğıda baskı çalışmaları için kullandı.
Joseph Petzval (1807 – 1891) : Daha öncekilerden 16 kat fazla ışık geçiren birleşik mercekli objektif yapmayı başardı.
Frederich Scott Archer (1813 – 1857) : Cam üzerine gümüş iyodürlü emülsiyonu (duyarkat) buldu.
George Eastman (1834 – 1932) : Duyarlı kâğıtla, selülozik filmi buldu. 1888’de de Kodak fotoğraf makinesini bularak piyasaya çıkardı.
Adolf Miethe (1862 – 1927) ve Arthur Traube (1878 – 1948) : Pankromatik olarak adlandırılan – günümüzde de yaygın olarak kullanılan – tüm renklere karşı duyarlı olan filmi buldu. 
1935’te önce Eastman Kodak Firması tarafından Kodachrome Film olarak ve hemen ardından Agfa Firması tarafından da Agfacolor Film olarak piyasaya sunuldu(4) ve bu tarihten itibaren renkli fotoğrafçılık başladı.
Renkli fotoğrafın bulunmasından sonraki buluşlar daha çok makine tekniği üzerine olmuştur. Büyük boyutlu mekanik makineler giderek küçülmüş, işlevleri artırılmış ve elektronik duruma gelmiştir.
1980’lerden itibaren, ses kaydında hâlihazırda kullanılan ikili bilgisayar teknikleri, ışık hassasiyetinin bazı kimyasal bileşenlerle etkisi üzerine kurulan eski analog ve geleneksel yöntemleri bozarak, görüntünün yakalanmasında da kullanılmaya başlandı. Eskiden ışık, doğrudan negatif filmin hassas yüzeyine gelirken, artık elektronik alıcılarla yakalanıyor, alıcılar bilgileri sayılara çeviriyor ve görüntünün bilgisayar ortamında tekrar oluşturulmasını sağlıyor. Teknoloji artık bir görüntünün bir dizi noktada, yani piksellerde şifrelenmesine yarıyordu.(5)
1990’ların sonlarında piyasaya çıkartılan ilk kompakt dijital fotoğraf makineleri birlaç yüz bin piksellik görüntüyü yakalama kapasitesine sahip iken, günümüzdeki modellerin pek çoğunda 10 milyon piksel ve üzeri değerlere rastlanmaktadır. Dijital refleks makinelerde (DSLR) ise, full frame sensör yüzeyinde 35 milyon piksellik görüntü kaydı mümkün hale gelmiştir.
Günümüzde dijital fotoğraf makinesi teknolojisi çok hızlı gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır.
Sayısal fotoğraf henüz yeni bir teknolojidir ve sürekli bir gelişim içindedir. Fotoğrafın keşfedildiği günden 2000’li yılların ortalarına kadar süren kimyasal fotoğrafçılık artık önemli bir oranda yerini sayısal fotoğrafçılığa bırakmıştır. Sayısal fotoğraf kimyasal fotoğrafın evriminin doğal bir uzantısı değildir. O nitelik olarak büyük bir kopuştur. Bu nedenle kayıt teknolojisindeki herhangi bir yenilik boyutuna indirgenemez. Dijital fotoğraf, sadece görüntünün elde edilme biçimi değil, onun kullanım alanlarını da niteliksel bir dönüşüme uğratmış, plastik karakteri nedeniyle kimyasal fotoğrafın doğasında var olan nesne – nedensellik ilişkisini ortadan kaldırmıştır. Fakat bu devrimsel dönüşüm, pek çok olanağın yanı sıra bir dizi soruyu da beraberinde getirmiştir.

                                   

  Kaynakça
1)  MEGEP, Grafik ve Fotoğraf, Cilt 1, Ankara-2007
2)  Doç. Dr. Ergün Turan, “Fotoğraf Sanatının Işıkla Yolculuğu – 6 ”, Fotoğraf, sy. 92
3)  Doç. Dr. Ergün Turan, “Işığa Duyarlı Malzemenin (Duyarkatın) Gelişimi – 2 – 3 – 4”, Fotoğraf, sy. 101 – 102 – 103
4)  Levend Kılıç, Fotoğrafa Başlarken, Dost Yayınları, Ankara 2002, sy. 27
5)  Quentin Bajac, Fotoğraftan Sonra – Analog Fotoğraftan Dijital Devrime, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2011, s. 99

    KURUMSAL
    KURSLARIMIZ

    TAKIPET
    Anatolia Resim Kursu Görsel Sanatlar Atölyesi ve Eğitim Derneği Anatolia Resim Kursu Görsel Sanatlar Atölyesi ve Eğitim Derneği
Anatolia Görsel Sanatlar Atölyesi ve Eğitim Derneği Resmi Web Sayfasıdır. ©2011/16994 Anatolia Sanat - Bahadır Yusuf ODABAŞI Tüm hakları saklıdır.
2012 Turkuaznet İnternet ve Bilişim Hizmetleri Tarafından Geliştirilmiştir.